Kendi Yolunu Yürümek

Kendi Yolunu Yürümek

Hayat senin, yol senin, hikaye senin...

Geri Dön

AYRILMAK

Author
ADMIN
03 Haziran 2026 3 dk okuma 21
AYRILMAK

 Bir şehirden ayrılırken ya da bir insandan, oraya/ona ait olan eşyalardan da ayrılırız. Bize hatırlattıkları anları unutuluşa emanet ederiz. Ki bir gün sadece bir anlığına zihnimizden geçip gitsinler. Bir eşyayı bir insanla ve onunla bağlantılı duygularla mühürlüyormuş gibi hissederiz her defasında ve öyledir. O an ve o eşyalar zihne ilk gelen şeyle bağlanmıştır, kopmaz bir bağ ile. Hayatımızda kaybolan ve giden her insan da böyledir; bazıların sadece adı ve soyadı kalır. Bazılarını zihnimiz, belleğimize bile getirmez. Dipsiz bir kuyuya atılan bir taş gibi. Derin bir uykuda yıkanmış gibi ya da kal u belada bırakılmış gibi dejavusuz. Derine, çok derinlere atılan bir taş tekrar bulunmak için atılmaz, kimseler hatta kendimiz bile bir daha bulmayalım diye en uzaklara fırlatırız.  En güçlü unutuşlar da bile izi kalan bir his vardır. Yeri ve eylemi en azından unutamayız; yaşanan bir kez yaşanmıştır nasıl olsa. Yaşamak adım adım yürüyerek iz bırakmaktır. Geriye dönüş bakmaksan da rüzgâr ve zaman silse de adımların izini o adımlar atılmış o yollar geçilmiştir. Hayatı tek bir eylemle ifade etseydik yürümek derdik; Her zaman, her an, her mevsim. Yürümek ve geride bırakmak üzerine bir tanımlamayla, acılar ve umutlar duygular ve anlar ile geçip gittiğimiz o yollar; kocaman bir kitabın içindeki hikayelerdir. Parça parça bizim yazdığımız. Yol arkadaşlığı burada devreye girebilir. Bağ kuramadığımız, güvenemediğimiz, kendimizi ilk olarak bir zihin sarmalığıyla anlatmaktan vazgeçtiğimiz anların yoğun olduğu bir zamandan geçerken; kendimizin ve karşımızdaki insanların önyargı duvarlarını aşmamız gerekiyor. Zannetmekten vazgeçmiş, o yakmayan ısıtıcı mesafeyi ayarlamamız. Her alanda gelişim için çabalarken bütün yaşantı örüntüleri birey olarak bizleri kendi içimize yönlendirse de her defasında; belki karşımızdaki insanın da  var olan olduğu merhamet çatısı altında yıkamalıyız her birimiz içimizi. Dillerin sustuğu ancak sessiz tavır ve uzaklaşmaların uzmanlaştığı bir devirde nasıl yaparız, ne yapmalıyız? Bilmiyorum. Etiket ve zorlamaları bırakırız belki önce. Başkalarına etiket koymaktan, en olgunca en önce kendimizi etiketlemeden; biliriz ki insanlarda bulduğumuz ya da bulamadıklarımız kendi yansımamızdır. Sonra insanlık ve acziyet kavramlarını, ahlak ve karakter olgularını mihenkleştiririz belki toplumca sil baştan, ilk kezmiş gibi belki de yeniden ama yılmadan, vazgeçmeden, zamana bırakmadan.

Bu yazıyı paylaş:
Author

ADMIN

Kendi Yolunu Yürümek'in yazarı. Kendi yolunu arayan, yürüyen ve yol boyunca keşfettiklerini paylaşan bir gezgin.