Kendi Yolunu Yürümek

Kendi Yolunu Yürümek

Hayat senin, yol senin, hikaye senin...

Geri Dön

YALNIZLAŞTIRILAN PENGUEN VE NUHUN GEMİSİ

Author
ADMIN
26 Temmuz 2026 3 dk okuma 16
YALNIZLAŞTIRILAN PENGUEN VE NUHUN GEMİSİ

Hayat yolunda insana en çok; esneyebilmenin, hoşgörünün ve gerektiğinde boş verebilmenin olgunluğu eşlik etmeli. Çünkü tecrübeler, gelip geçen insanlar, geride bıraktıklarımız ve vazgeçtiklerimiz bize şunu öğretiyor: En derin yaraları çoğu zaman en yakınımızdakiler açıyor. Kalbimizde en geniş yeri verdiğimiz insanlar, can acıtmayı hak sanabiliyor. Affedemediğimiz, sarılamadığımız ve her geçen gün aramıza görünmez duvarlar örülen ilişkiler, insanı sessizce tüketiyor. O boğazda düğümlenen yumruyu, kalbe çöken karanlığı kelimeler tam anlatamıyor; fakat insanı hep tetikte ve çaresiz bırakıyor.

Yaşanan her şeyin anlamı, aslında sadece onu yaşayanın sözlüğünde saklıdır. Hiç kimse bir başkasının acısını bütünüyle anlayamaz. Belki de beklenmesi gereken şey anlaşılmak değil, saygı görmektir. Çünkü herkes kendi yükünü, kendi yolunu ve kendi yarasını en iyi kendisi bilir.

İnsanın en derinindeki yanığı kimse bilmez; belki de bilmemelidir. Ama bilinmese de herkes, karşısındakine sanki içinde görünmeyen bir yara taşıyormuş gibi yaklaşmalıdır. Çünkü yaşamak, hepimizin ruhunda farklı izler bırakan ortak bir yaradır. O yarayı deşmek kolaydır; zor olan, ona merhem olabilmektir. 

Bugün yanımızdan boş gözlerle geçen, görmeyen, duymayan insanlar var. Belki de her biri, kendi içinde hiç yüzleşmediği bir yalnızlığı taşıyor. İnsan, kendisiyle barışamadığında başkalarıyla da barışamıyor. İçindeki eksik parçayı başkalarını eksilterek tamamlayacağını sanıyor. Oysa ayrıştırmak, dışlamak ve yalnızlaştırmak hiçbir zaman gerçek bir zafer olmadı.

Bir penguen sürüden ayrıldığında sadece yalnız kalmaz; yaşam mücadelesi de ağırlaşır. Doğada yalnızlaşmak çoğu zaman tehlikedir. İnsan da farklı değildir. En büyük yaralarımızın çoğu, dışlandığımız ve ait hissetmediğimiz anlarda açılır.

Nuh'un Gemisi'nin hikâyesi de bunu fısıldar. Kurtuluş, tek başına güçlü olmakta değil; aynı gemide kalabilmekteydi. Helak olanlar yalnızca gemiye binmeyenler değildi; birlikte olmanın değerini kaçıranlardı. Çünkü insan, ancak insanla tamamlanır.

Keşke bütün sessiz anlaşmazlıkları, görünmez duvarları ve içimizi soğutan kırgınlıkları en yüksek dağların zirvesinde küle çevirip rüzgâra savurabilsek. Belki o zaman birbirimizi anlamasak bile incitmemeyi öğreniriz. Çünkü insanı yaşatan, anlaşılmaktan önce yalnız bırakılmamaktır.

Bu yazıyı paylaş:
Author

ADMIN

Kendi Yolunu Yürümek'in yazarı. Kendi yolunu arayan, yürüyen ve yol boyunca keşfettiklerini paylaşan bir gezgin.