KİMSEYLE HİÇ BİRŞEYKEN
Tutamadığım bir ip bu sahtelik, artık tutmam gerekli gibi de gelmiyor. Olan ve akan zaten oluyorsa neyi zorluyorum ki hem. Beklentisizlik beni kendime kırılan parçama baktırıyorken neden uğraşayım şaklaban sirkini gümbürtüsüyle.
İçi bomboş bir oyukta; hiç gitmeyecekmiş gibi bu diyardan neden çamura bulanayım. Uzaklar ve deniz… Atlar ve nergis bulmaya çıkayım; Bir yaz akşamı gün batımında serin rüzgâr bana o sevdiğim denizlerin kokusunu ve ışığını getirsin.
Hem bana ne senin dünyanın kirli yollarından; bilmesem de olur duymasam da. Ne kaybeder insan saçma sapanlıktan uzak olmak istese? …Aynen hiçbir şey.
Denk düşmese de olur yollar, sığ bakan gözlerle. Konuşmasa da olur o diller.
Her insan kendi manasını biliyorsa; sözlerini sadece kendi süzgecinden geçirip konuşacaksa sussa da olur. Bilmek istemiyorum; hiçbirini ve hiçbir şeyini İNSAN olmayanın.
Sessiz kalamadığım hiçbir dünya, hiçbir insan huzur vermiyor sanki. Önce susalım sonra konuşuruz ama nafilelerle değil; baharları, yeni açan umut çiceklerini!..
Besleyen, destekleyen ve büyüten bir yerden tutarak; gerçek bir özveriyle. Baktım evet ama gördüm de seni eminliğiyle; ruhla ve kalple!
Zihnim dalgalı bir denizken de sakin bir sahilken de. Bazen yağmurlu bazen güneşli gününde, dünyanın her yerinde ve eksenindeki bütün karaların farklı mevsimlerinde; bilmeli ve inanmalıyım ki, güveniyorumdur sana.
Bütün duygular yarım başlasa da güven öyle değil. Her şeyi biraz katarak büyütürüz elbet ama güven en yükseklerden uçmak istiyor! En derinlere nüfus etmek, kırılganlık ve incinmenin hiçbir türlüsünün giremediği gizli bir koy, keyfedilmemiş bir ada bir okyanus gibi var olmak istiyor.
Herkes aklındaki sis perdesiyle bir düşünceye, sonrasında da bir eyleme varıyor. Farkında da değil bence çoğu şeyin; başkalarının kendisi için söylediği şeyleri bile kendi varoluşunun fikri sanıyor.
Hayır öyle değil’ler, sonsuz yükseklikteki kara duvarlara çarpsa da. İçinde kaybolan bir sürü isabetsiz söz kendine geri dönüyor. Geri dönerse bilemiyor insan o çaresizlikle duyulmayan sözleriyle ne yapar. Geri dönen de yaralamak ister gibidir.
Bu gezegen üzerindeki her şeyin döndüğü bir çember varsa adı; Görmek olabilir ve onunla bağlantılı kavramların kelebek etkisiyle devam eden her şey öyle kol kola ki. Bir bütünün iş birliğiyle görmek. İlk adımında gerçekte istemek; İstemeyi isteyemezsin.” Belki de tam da bu yüzden. En içte ilk adımda zaten var olmalı bu zihinde başlayan eylem.
İnsan susarak da ister, sessizlik huzur verdiyse bir yerde ya da sözleri duvarlara çarpıp kendine döndüyse o da arkasını dönmüş içine bakarken bulmuştur kendini.
ADMIN
Kendi Yolunu Yürümek'in yazarı. Kendi yolunu arayan, yürüyen ve yol boyunca keşfettiklerini paylaşan bir gezgin.