SEVERSİN Mİ YALANI?
Herkes yalanın peşine düşer, sahibinin yüzüne vurmak için.
Vururken kendi yalanlarını aklar içinde böylece.
Yalanın arkasındaki sebeplerle kimse ilgilenmez.
Kişi ya yüksek bir egonun ya da aşağılık bir hissin gizli kalmasını umarak bir yalan söyler ve de sürdürür.
Bazen de karşısındaki bunun arkasındaki insan olma aczine atıfta bulunarak affedilmeyi ve bu yalana rağmen sevilmeyi umar.
Umar ki karşısındaki bu durumu aşarak onu (daha) çok sevsin.
Sanar ki o zaman kopmaz bir bağ oluşur, ömürlüktür o zaman.
Bilmez ki karşısındaki bir tanrı değildir ve yalanı, o şüpheyi kıvılcım atan bir nesne olarak kullanmak isteyecek olan yine aynı insandır.
Kimse gerçekte kendi karanlığını açmak istemez, sana gösterdiği filmin en güzel fragmanıdır.
Kendi karanlığını anlamayan ve onun içindeyken benliğini bularak bir ışık yakma cesareti göstermemiş, bir çocuk yetişkin sana gizli kalmayı güç sanır.
Haklıdır da belki insan bilmediğini bozamaz ya sonuç olarak;
Zamanı, anı geldiğinde bilerek yahut bilmeyerek o yola diken saçmaz ya.
Yalanın kabul görsün diye yaptığın bilinçsiz fedakarlıklar her zaman kopukluk yaratır; o hissi bilirsin.
Ruhların aslında hep konuştuğu gerçeğiyle; Hiçbir yalanı örtsün diye yaptığın fedakârlık iyilik değildir.
Ne kendine ne de karşındaki insana. Bunu insanın içi bilir, ruhu anlar bunu en derinlerde.
Ne yalanı söyleyen nettir ne de yalanı gören.
Altta yatan acizlik, çaresizlik ya da korku adı her neyse onunla kimse ilgilenmez, kimsenin cesareti yoktur bu çıplaklığa öylece bakmaya.
Bilir ki insanın onlara bakabilmesi için dipsiz bir derinlik ve de koşulsuz bir anlayış gereklidir.
Nehirlere deniz dökemezsin, nehirler denizlere dökülür. Bu bir fizik kanunu olsa da fizikle alakası yok.
İstemeden hayal edemezsin. Hayal etmeden olduğunu hissetmezsin.
Hissetmeden gerçekte var olduğunu anlayamazsın.
Anlayamadan hakikatini bilemezsin.
Bilmeden gerçekten göremezsin.
İnsan kendini kabul etmediği, yüzleşemediği ve de kendini sevmediğinde,
Bunu tolere etmesi için ve de bazen sadece zamanın geçerek kendisini unutturması için; çoğunlukla kaçmak için insanlar bulur.
Geçici insanlar, mendil insanlar; olur ve bulurlar. Pantolonun arka cebine konulan, bir kez kullanılan ve de unutulan, bulununca da gerek görülmeyip çöpe atılan.
ADMIN
Kendi Yolunu Yürümek'in yazarı. Kendi yolunu arayan, yürüyen ve yol boyunca keşfettiklerini paylaşan bir gezgin.