SINIRLAR VE ÖTESİ
Nerde başlar nerde biter bu sınırlar? Öğretilmeyen nezaketi; samimiyet adı altına nasıl bir kalemle, nasıl bir belirginlikte ve renkte çizeceğimizi, en önemlisi nerede durulması gerektiğinin yok saydığı bir mesele sınırlar. Birey olarak herkes kendi sınırlarının; kalınlığından, netliğinden ve kesinliğinden bizzat kendisi sorumludur. Manipülasyonun ve kıskançlığın kol kola gezdiği bir zamanda siz içeride bir yerde bu durumlardan çok rahatsızsınızdır. Ancak içinde bulunduğunuz topluluk, toplum ya da en geniş çapta sosyolojik ekoloji size bunu biz “Biz bir aileyiz.” yalanıyla yutturmak için çabalar. Kendilerine benzemeniz gerektiğini, kendiniz olamayacağınızı söylerler. Ancak bu sözler tavırlar insanın bir birey olarak var olmayı başarmış, bunun için mücadele veren her sağlam karakter sahibi bireylerin içlerinde karşılık bulmaz. Kabul edemediği bu tuhaflıklar onursuzca ve ısrarla süren tek düzelik baskısı kişinin ruhuna, zihnine, bedenine ret sinyalleri gönderir. Sen sussan da kontrolün senden çıktığı bir noktaya geldiğinde tüm bu uyarılara kulak vermek zorunda olduğunu görürsün. Çünkü var olman için gereken tümsel sağlığın bütün kırmızı bayrakları sallamaya başlamıştır. İçiniz artık kabul etmez tüm bu olanları!
Çık buradan çık, Kır direksiyonu kır, yol burada bitti geri dön ve yön değiştir!
Fark etmişsindir güler yüzlü olanlar, iyi idare edenler, kendilerini çok çalışarak, uyanıkken uyutanlar, ne yazık ki çevresindeki insanların da bir insan olarak kendilerinin taşıması gereken yükleri de yüklenenler, aferinle, faydalılık adı altından ezildiği yüklerle kendini var etmeye çalışan, sınırları belirsiz kişiler uğrar bu saçmalıklara. Kendi benliklerinde böyle karaktersizlikler olmadığı için zorbalandıklarını ve artık uyanmaları gerektiklerini, yılanların zehirleriyle zehirlendiklerini ısırılınca, bir yaşam tehditti olarak o zehir içlerine nüfus ettiğinde anlarlar. O zehri ve sonraki süreçlerde yaşanması muhtemel süreçleri ve ihtimal dışı daha nice tuhaf tavırlarla karşılaşacağı bilmeden bir an bile unutmadan dimdik bir duruşa kendini karakterlerini taşıması gerektiklerini anlayacaklardır.
Bir kurt sürüsüne girdiğinizde hırpalanırsınız ama aynı zamanda güçlenirsiniz de, yasalarını öğrenirseniz hayatta kalır ve onurlu bir yaşam mücadelesi vermiş olursunuz. Aynı şey bir yılan sürüsü içindeki varlık mücadelesi için geçerli değildir. Yılanın sizi nerenizden sokacağı belirsizdir ve içinde taşıdı zehir ölümcüldür. Ya o sürüye girmeyecek ya da girdiyseniz-düştüyseniz- geri çıkmanız gerekecektir. Zehirleri içinizde geziniyorsa geçmişler olsun. Hayatta kalmanız yaratıcınıza kalmıştır.
Küçük yaşta sınırlar öğretisi verilmiş çocuklar büyüdüklerinde ne kadar sağlam bir kişilik ve yıkılmaz bir varlık ortaya koyabilir siz düşünün. Çocukluktaki sallantı ve eksiklikleri 30 yaş ve üzeri tam varlık bilincinin bambaşka boyutlara evrildiği bir dönemde nasıl hortluyor bir bakın. Bu farkındalığa kapılan her yetişkin kendi ebeveyni kendisi olması gerektiğini biliyordur. Sonradan fark edilen bütün bozuk oyunları önce kabul edip sonrası için neler yapması gerektiğine de kendisi karar verecektir. Gerekirse bir sürü yol yürüyecek, birçok sapaktan dönecek, kaybolduğu yerlerde kendi içinde benliğini arayacaktır. Zihni bir girdap gibi sorunun kendisinde mi yoksa etrafında mı olduğu sorup geldiği yaşına kadar ne kadar çer çöp varsa ortaya dökecektir.
Yerini, amacını, varoluşunun huzurlu ve kabul gördüğü mekanlar şehirler arayacak kendine; şehirler ve insanlar bırakacak arkasında bir yığın gibi. Kesin işaretler ve net yazgılar isteyecek kendisine, garip bir yer olan dünyadan. İçindeki kaygının telaşların ve korkuların görülmesinden endişelidir ve ne yazık ki kendini çoktan ele vermiştir bu duygular. Hayattaki duruşu, hayatına girmek isteyen insanlara korkutucu gelecektir Bir başlangıcın arkasında mücadele, emek ve zaman zaman yenilgiler ve hayal kırıkları da gelebileceğini bilecekler etrafındakiler elbet.
Hangimiz korkularımıza rağmen atıyoruz o adımları? Beklediğimiz her neyse onu önce kendimiz göstermeliysek; o ilk adımlar neyi bekliyor? Beklemek ölümlü yaşayanlar için ne tuhaf ve saçma bir eylem? Neyi neden bekliyoruz? Güvense mesele annelerimiz karnından hepimiz çıktın çoktan. Dünyadayız ve burası cesaretler doğsun diye zamanın aktığı bir yer!
ADMIN
Kendi Yolunu Yürümek'in yazarı. Kendi yolunu arayan, yürüyen ve yol boyunca keşfettiklerini paylaşan bir gezgin.