Kendi Yolunu Yürümek

Kendi Yolunu Yürümek

Hayat senin, yol senin, hikaye senin...

Geri Dön

FİLM GİBİ

Author
ADMIN
12 Ağustos 2026 3 dk okuma 6
FİLM GİBİ

Sana anlatmak istediğim onca hikâye varken yalnızca sustum; arkamı dönüp gitmeyi seçtim. Sonra gördüm ki onca kelama tek bir anlam bile veremezsin. Sığ sularda yüzen balıklar gibi, zihninin yanılgılarının etrafında dönüp duruyorsun. Bir gün tarih olacaksın. Kimler tarafından hatırlanacaksın, kimler hatrını soracak, bilmeden geçip gideceksin bir gezegenden.

Şahitliklerin, bir tablo gibi asılı göğsünde ömrünün. Uzattığın ellerin kimin yüreğine değdiğini bilmeden yaşadın. Büyük bir unutuluştan gelip daha büyük bir unutuluşa giden o yolda, ellerin en çok sonsuz maviliklere uzanmayı, ılık rüzgârları teninde hissetmeyi sevdi.

Kocaman bir kalabalığın içinde kendini kaybetmişsin; seni kimin bulması gerektiğini de bilmiyorsun. Evde olma hissi, ait olduğun öze geri dönmekle aynı şeyse, neden bu kadar telaşla çarpıyor kalbin? Sıcaksın. Varsın. Soğuk bakışlar neyin nesidir ki? Öğrendin onları; bir yalanı ezberden okur gibi, kırgın doğrularını.

Kemik kıranların da var, tül gibi esip savrulanların da. Doğru bildiklerinin bazıları ağır bir taş gibi oturuyor içine, bazılarıysa en küçük rüzgârda dağılıp gidiyor. Hangisinin gerçek olduğunu anlamaya çalışırken, belki de en çok kendinden uzaklaşıyorsun.

Oysa hayat, sonunu bildiğin bir filmi yeniden izlemek gibi olmasaydı; her sahnenin ardında ne olduğunu bilmeden, her kararın seni nereye götüreceğini kestiremeden yaşasaydın…

Sahi, hangi kararları alırdın?

Kimin elini tutardın?
Kimin gözlerinde biraz daha uzun kalırdın?
Hangi kapının önünde durup, artık geri dönmemeyi seçerdin?

Belki de mesele hiçbir zaman doğru kararları vermek değildi. Belki mesele, sonunda ne olacağını bilmeden yine de yürüyebilmekti.

Çünkü insan, bir gün tarih olacağını bilmeden yaşar.
Bir gün unutulacağını bilmeden sever.
Ve bütün o kalabalığın içinde, kendini yeniden bulacağına dair hiçbir garantisi olmadan, eve dönmek ister.

Belki ev dediğimiz yer de tam olarak budur:
İçimizde, kaybolduğumuzu bile unuttuğumuz o eski mavilik.

Ve insan, ne kadar uzağa giderse gitsin,
en sonunda ellerini yine oraya uzatır.

Bu yazıyı paylaş:
Author

ADMIN

Kendi Yolunu Yürümek'in yazarı. Kendi yolunu arayan, yürüyen ve yol boyunca keşfettiklerini paylaşan bir gezgin.